Bilim KuruluBilim-Teknoloji

Ufo Gerçeği : Dünya’da görülen son ufo vakaları

Ufolarla ilgili detaylı araştırma yazımızı mutlaka okuyun

UFO NEDİR?

Ufo Gerçeği : UFO, İngilizce açılımı ‘’Unidentified Flying Object’’ olan Türkçe çevirisi ise tanımlanamayan uçan nesne anlamına gelen, bilimsel bir açıklaması yapılamayan, dünyadan olmayan yaşamları taşıdığı söylenen esrarengiz nesne. UFO kimi zaman sadece gören bireylerin iddiasından, kimi zaman ise herhangi bir kayıt cihazıyla kaydedilen ses veya görüntülerden ibarettir.

 

UFOLAR HAKKINDAKİ AÇIKLAMALAR

1)J. Allen Hynek 1953 yılında bir bilim dergisinde yazdığı ilk temkinli makalesinde şunlardan bahsetmektedir:

“UFO fenomenlerini alay konusu yapmak doğru değildir ve insanlığa bu fenomenlerin gerçek olduğu anlatılmalıdır. Raporların devamlı akışı ve çoğu zaman güven veren gözlemciler tarafından bildirilmesi, zihinlerde bilimin sorumlulukları hususunda soru işaretlerini ortaya çıkarmaktadır. Bilimin bu durum ile ilgilenmesine değecek herhangi bir durum, kanıt var mı? Yoksa bile, bilim halka ciddi bir ifadeyle açıklama yaparak bilime ve bilim insanlarına karşı güvenlerini korumalarını söylemekle yükümlü değil mi?”

Hynek bu açıklamalarından sonra birçok basın kurumuna katılarak, röportajlarında UFO gözlemlerinin çoğunun asılsız olamayacak kadar gerçek ve dünya dışı olduğunu itiraf etmiştir.

2) Jacques Vallée ise uzay ve zamanı nispeten manipüle edebilen insan üstü bir bilinç şekli ile ilişki içerisinde gerçek bir UFO fenomeninin bulunduğunu önermektedir. Bu fenomen insanlığın varoluşundan itibaren bizimle birlikte ve farklı şekillerde çeşitli kültürlere maskeli görünmektedir. Jacques’e göre, fenomenin ardındaki zeka, iletişime geçtiği bireyleri yanıltarak sosyal manipülasyonu açığa çıkarmayı hedefliyor.

Jacques, UFO fenomeninin bir diğer yönünün insan manipülasyonunu ortaya çıkarmak olduğunu da önermektedir. Bu fenomenlerin şahitleri, inanış sistemlerini değiştirmek ve bunun neticesiyle birlikte uzaydan yabancı bir dokunuş önererek insan toplumunu manipüle etmektir. Bu yanıltmacanın en temel amacı insan toplumunun köklü bir değişikliğe giderek, eski inanç sistemlerini yıkmak ve yerine yenilerini getirmektir.

Tüm bu sonuçları göz önünde bulundurarak UFO araştırmalarını ve tartışmalarını bilimin daha ciddi ve daha dikkatli incelemesini savunmakta ve yalnızca bu yaklaşımın UFO fenomeninin orijinal doğasını ortaya çıkarabileceğini söylemektedir.

3) NASA ise teorilerden ziyade daha somut verilerle hareket ediyor. Güneşin çevresi de dahil olmak üzere birden fazla UFO saptandığını açıklayan NASA; bu tanımlanamayan uçan nesneler hakkında yoğun çalışmaların yapıldığını, insanlığı oluşabilecek herhangi bir tehlikenin şimdilik beklenmediğini ve çalışmaların hız kazandığını belirtti.

4) Scoot C. Waring ise yeni bir komplo teorisi ile ortaya çıktı. 1995 yılında NASA’nın uzaya fırlattığı SOHO’nun Güneş’in yakınında bir uzay gemisi görüntülediğini söyleyen Waring, SOHO’nun şimdiye kadar yaptığı en büyük keşfin bu olduğunu söylemektedir. Bu uzay gemisinin dünyadan daha büyük olduğundan bahseden Waring yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş bulunmaktadır.

Başta gördüğü anomalinin Güneş’e ait bir magma veyahut materyal olduğunu düşündüğünü belirten Waring dikkatli bir biçimde baktıktan sonra nesnenin biçiminin çok net göründüğünden bahsetmekte ve uzay gemisinin görüntüsüyle ilgili bilgiler de vermektedir.

Baş kısmının pürüzsüz bir oka benzediğini ve bu kadar doğru bir açının doğal oluşan herhangi bir nesne için imkansız olduğunu öne sürüyor. Akabinde ise Waring, NASA’nın dünya dışı varlıklarla ilgili kanıtları yok ettiğini ve bu olayların üzerini kapattığını söylemektedir.

 

Kayıtlara Geçen Ufo Vakaları

 

Roswell UFO Vakası (8 Temmuz 1947)

Roswell UFO Vakası (8 Temmuz 1947)
Roswell UFO Vakası (8 Temmuz 1947)

8 Temmuz 1947’de Roswell kasabası civarında, pilotluk yapan Kenneth Arnold, kaybolmuş bir uçağı Cascade Dağları çevresinde aramaya çıkar. Hesaplara göre dört metre boyunda, saatte 220 km hıza sahip dokuz adet disk biçiminde uçan nesneler gördüğünü belirtmiştir. Arnold, Roswell kasabası şerifine haber göndererek, anlam verilemeyen esrarengiz cisimlerin çiftlik arazisine düştüğünü belirtmiştir. Şerif hemen olay yerine intikal ederek esrarengiz cisim ile birlikte geriye kalan tüm parçaları toplatıp, tamamen yok etmiştir.

Roswell Gazetesi haberine çıkan bu olayı Amerikan ordusu, haberin ilk dönemlerinde bu olayın UFO fenomenleri ile ilgili olduğunu doğrulamışlardır. Aradan bir süre geçtikten sonra bu durumu yalanlayıp olayın gerçek dışı olduğunu belirtmişlerdir. Esrarengiz cismin UFO değil, meteoroloji balonu olduğunu iddia edip bütün parçaların 51. Bölgeye gözlemlemek amacı ile taşındığı söylenmiştir.

 

McMinnville UFO Fotoğrafları (11 Mayıs 1950)

McMinnville UFO Fotoğrafları (11 Mayıs 1950)
McMinnville UFO Fotoğrafları (11 Mayıs 1950)

William K. Hartmann’ın sözlerine göre, 11 Mayıs 1950 günü saat 19.30’da Evelyn, çiftliğinde tavşanların yiyeceklerini verdikten sonra evine dönmekteydi. Eve varmanın öncesinde kuzeydoğu tarafından ağır ağır ilerlemekte olan metalik disk biçiminde bir cisim gördüğünü iddia etti. Evde bulunan eşine seslendikten sonra; evi terk eden eşi nesneyi kendisinin de gördüğünü iddia etti. Olayı kaydetmek için eve koştu ve nesnenin iki fotoğrafını çekmeyi başardı. Bu fotoğraflar birçok UFOLOG tarafından orijinal olduğu onaylandı.

 

Washington, DC UFO Olayı (19-20 Temmuz 1952/26-27 Temmuz 1952)

19 Temmuz 1952’de saat 23:40 sularında o dönemin Washington Ulusal Havalimanı’nda hava trafiğini kontrol eden Edward Nugent, radarında yedi adet esrarengiz nesne gördüğünü tespit etti. Cisimlerin şehrin 24km güneybatısında görülmesi ve o sırada bölgede hiçbir uçağın bulunmaması, bu cisimlerin tanımlanamayan nesneler olarak düşünülmesine olanak sağladı. Yaşadığı olay karşısında hayrete düşen Edward Nugent, cisimlerin hareketlerinin uçaklardan çok daha anormal olduğunu rapor etti.

Bu olay ile ilgili bir başka rapor ise Howard Cocklin ve Joe Zacko’dan geldi. Radar ekranlarında tanımlanamayan cisimler gördüklerini doğrulayan Howard ve Joe gökyüzünde inanılmaz hızla hareket eden parlak ışıklı cisimler gördüklerini ifade ettiler.

Washington DC UFO Olayı (19-20 Temmuz 1952 ve 26-27 Temmuz 1952)
Washington DC UFO Olayı (19-20 Temmuz 1952 ve 26-27 Temmuz 1952)

26 Temmuz 1952’de saatler 20:15’i gösterdiğinde National Airlines’ın Washington’a uçuş yaptığı uçağın kaptan pilotu ve uçakta görev yapan kabin görevlileri, uçağın çevresinde garip ışıklar gördüklerini rapor ettiler. Bu rapor üzerine uçağı izlemeye koyulan Çavuş Charles E. Cummings, nesneleri gözlemlediğini ve bu ışıkların kayan yıldız olamayacak kadar hızlı hareket ettiklerini belirtti.

 

Akşam saat 21:30’a kadar tanımlanamayan uçan nesneler radarlara takıldı. Kimi zaman nesneler ağır ağır etrafta dolaşıyorlarken kimi zaman ise radarın gözüne takılamayacak kadar hızlı hareket edip kendilerini kaybettiriyorlardı. Korgeneral William Patterson, gördüğü dört beyaz parıltının peşine düştü. Ancak maksimum hızında olmasına rağmen onlara yetişemediğini ifade eden Korgeneral William, takip etmeyi bıraktığını rapor etti. Bu raporun üzerine Albert Chop, William’a bir şey görüp görmediğini sordu. William’ın cevabı ise “Onları şimdi görüyorum, etrafımı sardılar. Ne yapmalıyım?” oldu. Bu soruya ne cevap vereceğini bilemeyen ekip, cevap vermedi.

Tıpkı 20 Temmuz gecesinde olduğu gibi tanımlanamayan uçan nesneler, sabahın ilk ışıklarında gözden kayboldular.

 

Valensole UFO Olayı (1 Temmuz 1965)

Valensole UFO Olayı (1 Temmuz 1965)
Valensole UFO Olayı (1 Temmuz 1965)

Fransa’nın Valensole köyünün yakınlarında, geçimini çiftçilik ile sağlayan Maurice Masse, 1 Temmuz 1965’te saatler 05:45’i gösterdiği sularda sigarasını içip, tarlasına doğru yol almaktaydı. Bu esnada gökyüzünden bir cismin iniş yaptığını gören Masse, bu cismin izinsiz bir iniş yapan uçak ya da helikopter olduğunu düşünerek ona doğru ilerlemeye başladı. Kısa süre sonra bu cismin helikopter ya da uçak olmadığını anlayıp, bu cismin dört ayak üstünde duran oval bir yapı olduğunu gözlemledi. Bu cisimden aşağı gri ve yeşil karışımına benzettiği kıyafetleri giyen, dört metre civarında boylara sahip olan iki varlığın indiğini söyledi. Gözlemlediği bu varlıkların kafalarının çok büyük olduğunu, gözlerinin ise büyük ve eğik olduğunu söyleyen Masse, seslerinin ise homurdanma şeklinde çıktığını ifade etmiştir. Bu gizemli yaratıklardan biri kendisine bir cisim doğrultarak, onu geçici bir şekilde felç ettiğini belirtmiştir. Hareket kabiliyetini elde edebilmek için yirmi dakika beklediğini rapor eden Masse, bu süre zarfında bu esrarengiz nesnenin yükselerek gözden kaybolduğunu ifadesinde açık bir şekilde dile getirmiştir.

Yapılan olay yeri incelemesinin ardından bu esrarengiz nesnenin bölgeye kalkış ya da iniş esnasında açtığı belli olmayan bir delik bıraktığı gözlemlenmiştir. Deliğin çevresinde bulunan toprağın betonlaştığı, bitkilerin çürüdüğü ve tespit edilen olağan dışı kalsiyum miktarı raporlara girilen bir başka bilgiler arasında yer almaktadır.

 

Ufo Gerçeği : Westall UFO (6 Nisan 1966)

Westall UFO (6 Nisan 1966)
Westall UFO (6 Nisan 1966)

                                        (Tanımlanamayan cismin iniş yaptığı iddia edilen yer)

 

6 Nisan 1966’da saat sabah 11:00 sularında meydana gelmiş bir olaydır. Westall Lisesi öğrencileri ve bir öğretmen tarafından gri bir daireyi andıran yaklaşık iki otomobil büyüklüğünde olduğu tarif edilen tanımlanamayan uçan cisim gördüklerini iddia ettiler. Olayın tanıklarına göre nesne yere iniş gerçekleştirmekteydi. Gözden kaybolan nesne aradan yaklaşık yirmi dakika geçtikten sonra tekrar ortaya çıktı. Bu olayın ardından tanımlanamayan nesneyi tespit eden kişi sayısı iki yüzü aştı. Hızla irtifa kazanan bu tanımlanamayan cismin etrafında, onu takip eden beş tanımlanamayan uçağın olduğu da tespit edildi. Kimi tanıklar bir cismi gözlemlediğini iddia ederken, kimileri üç tanımlanamayan cisim gördüklerini söylediler.

 

Tahran UFO Olayı (19 Eylül 1976)

Tahran UFO Olayı (19 Eylül 1976)
Tahran UFO Olayı (19 Eylül 1976)

19 Eylül 1976 sabahın ilk ışıklarında İran’ın başkenti Tahran’da tanımlanamayan uçan nesne tespit edildi. Tespitin hemen ardından harekete geçen İran Hava Kuvvetleri jet avcıları ile birlikte nesnenin peşine düştü. Nesneye yaklaştıkça, iletişimi kaybettiklerini rapor etmişlerdir. Jet avcılarından birinin tanımlanamayan uçan nesneye ateşe hazırlandığı sırada, geçici bir süreliğine silah sistemi arızası yaşadığını belirtmiştir.

 

Frederick Valentich’in Ortadan Kaybolması (21 Ekim 1978)

Frederick Valentich’in Ortadan Kaybolması (21 Ekim 1978)
Frederick Valentich’in Ortadan Kaybolması (21 Ekim 1978)

Tanımlanamayan uçan nesne takıntısı olan Frederick Valentich 21 Ekim 1978 akşamı okyanusun üzerinde uçuş yaparken, Melbourne Hava Trafik Kontrolü’ne kendisini yaklaşık 300 metre yukarısında takip eden bir cismin olduğunu rapor etti. Bu cismin dört bir yanından ışıklar saçtığını, kendi çevresinde sürekli döndüğünü ve parlak bir cisim olduğunu belirtti.  Raporu bildiriminin hemen ardından uçak motorunda arıza yaşadığını ve son sözlerinde bu tanımlanamayan nesnenin bir uçak olmadığını belirten Frederick’ten bir daha haber alınamadı. Bu olayın ardından olayın gerçekleştiği çevrede geniş çaplı yapılan aramalar sonucu ne uçağa ne de Frederick Valentich’e dair hiçbir kanıt bulunamadı.

Ufo Gerçeği : Kayboluşunun gecesinde Avustralya’da bir UFO tespitinin gecikmiş raporu bulunmaktaydı. O dönemin Ulaştırma Bakanlığı Frederick Valentich’in ortadan kaybolmasını bu UFO’ya bağlamaktadır.

 

Rendlesham Ormanı Olayı (26-28 Aralık 1980)

Bu olay Birleşik Krallık’ta cereyan eden olayların en önemlisidir. Dünya çapında ise tespit edilen ve rapor edilebilen olayların en somut gözlemlerinin bulunduğu olaydır. Bu olay, İngiltere’nin Roswell olayı olarak da adlandırılmaktadır.

26 Aralık 1980 günü saatler 03:00’ı gösterdiğinde bölgedeki güvenlik görevlileri devriye halinde iken Rendlesham Ormanı’na inen bir ışık gördüğünü rapor etti. Gökbilimciler bu ışıkları, o sırada Güney İngiltere’de oluşan doğal bir ateş topuna yordular. Askerlerse bu ışığın düşmüş bir uçak olduğunu düşünseler de, ormana girdikten sonra olayın böyle olmadığını anladılar. Çavuş Halt tarafından  bu cismin metalik, parlak ve ışık saçan bir nesne olduğu rapor edilmiştir. Cisme yaklaşmaya çalıştıkça ağaçların ardında bir şeylerin hareket ettiğini dile getiren Halt ve arkadaşları, bunun yanı sıra yakınlardaki bir çiftlikte hayvanların çıldırmaya başladıklarını da rapor etmişlerdir. O sırada askerlerden bağımsız hareket eden Çavuş Jim ise ormandayken tanımlanamayan bir cisim gördüğünü iddia etmiştir.

Rendlesham Ormanı Olayı (26-28 Aralık 1980)
Rendlesham Ormanı Olayı (26-28 Aralık 1980)

26 Aralık sabahı Rendlesham ormanını tekrar inceleme yapmak için görevlendirilen askerler, ormanın doğu yakasında yerde üçgen biçimde üç küçük ayak izi tespit edip, çevredeki ağaçlarda yanık izi ve dalların kırık oluşunu rapor ettiler.

 

Olaydan iki gün sonraki 28 Aralık sabahında ise Albay Charles Halt, bölgeyi ziyaret etti. Radyasyon ölçüm cihazı kullanarak çevreyi tarayan ekip gerçek olamayacak kadar ilginç radyoaktif bulgular tespit etti. Ayrıca bölgenin incelendiği sırasında, olayın ilk gerçekleştiği alana belli bir mesafe uzaklıkta meydana gelen yeni bir patlamayı tespit edip, kaset kaydediciye bu olayı kaydettiler.

Ufo gerçeği : Ayrıca diğer tanıkların gördüğü gibi tarlada çiftlik evinin hizasında tekrar yanıp sönen bir ışık görüldü. Daha sonra ise Halt’ın raporuna göre gökyüzünde üç yıldıza benzer ışık görüldü. Halt bu yıldıza benzer cisimlerin en parlak olanının iki yada üç saat boyunca havada beklediğini ve zaman zaman ışık akışı gönderdiğini rapor etti.

 

Trans-En-Provence UFO Olayı (8 Ocak 1981)

8 Ocak 1981 tarihinde saat 17:00 sularında 55 yaşında olan çiftçilik işi ile meşgul olan Renato Nicolai, mülküne ıslığa benzer bir ses duydu. İlk baktığında bu cismi askeri deneysel bir cihaz olduğunu düşünen Renato, incelendiğinde cismin hiç de öyle olmadığının farkına vardı. Cismin sekiz metre çapında kurşun renginde daire olduğuna kanaat getirdi. Bu nesneyi devrilmiş vaziyette buldu ve cismin akıl almaz bir biçimde havaya yükseldiğine ve kuzeydoğuya doğru hareket ettiğine şahitlik etti. Cisim kalktığı sırada zeminde hasara neden olan yanık izleri bıraktığını gözlemledi.

Trans-En-Provence UFO Olayı (8 Ocak 1981)
Ufo Gerçeği : Trans-En-Provence UFO Olayı (8 Ocak 1981)

Yerel jandarmaya ifade verdi. Bu ifadenin hemen ardından olayın gerçekleştiği yere intikal edildi. Toprak, bitki örnekleri alındı. Bu örneklerin ardından açığa çıkan sonuçlara göre; zeminin yüksek tonda basınçla sıkıştırıldığı ve yandığı ortaya çıktı. Bu ufo gerçeği olayı da bu şekilde kayıtlara geçmiş oldu.

 

Belçika UFO Akını (1989-1991)

1989-1991 yılları arasında Belçika’da tanımlanamayan uçan nesne raporlarının sayısında büyük bir artış gözlemlenmiştir. Bu olaylar Avrupa devletleri arasındaki en büyük ve önemli UFO akınları arasında yer almaktadır. SOBEPS adıyla bilinen Belçika Uzay Fenomenleri İnceleme Merkezi 1989-1991 yılları arasında iki bini aşkın sayıda şahit raporu elde edildiğini belirtmiştir.

Belçika UFO Akını (1989-1991)
Belçika UFO Akını (1989-1991)

SOBEPS raporlarında aktarıldığı üzere, bu olaya şahit olan kişiler tanımlanamayan cisimlerin alt kısımlarında farı andıran üç adet ışık kaynağının yer aldığını, yarıçaplarının ortalama bir metre civarında olduğunu ve üçgen şeklinde tanımlanamayan uçan nesneler gördüklerini iddia etmişlerdir. Bu ufo gerçeği ne ek olarak gördükleri nesnenin ortasında bulunan kısımda ise ambulans sireni gibi yanıp sönen turuncu bir ışık gözlemlediklerini belirtmişlerdir.

 

Belçika Hava Kuvvetleri, radarlarında tespit ettikleri bu nesnelerin tanımlanamaz olduklarını rapor etmişlerdir.

 

O’Hare Uluslararası Havaalanı UFO Nişangahı (7 Kasım 2006)

7 Kasım 2006 tarihinde yaklaşık 16:15 sularında Chicago O’Hare Uluslararası Havalimanı’ndaki federal çalışanlar, on iki havalimanı personelinden oluşan grup C-17 kapısı civarında uçan, metalik, tabak biçiminde gemiye benzer bir nesnenin görüldüğünü iddia etti.

O’Hare Uluslararası Havaalanı UFO Nişangahı (7 Kasım 2006)
O’Hare Uluslararası Havaalanı UFO Nişangahı (7 Kasım 2006)

Cisim ilk olarak havalimanında bir rampa personeli tarafından tespit edildi. Cisme o sırada havalimanında bulunan pilotlar ve havayolu yöneticileri de şahitlik etti.

Şahitler de nesneyi koyu gri renkte olarak rapor ettiler. Havalimanı dışındaki birkaç bağımsız insanlar da cismi gördüklerini söyledi. Havalimanı dışından alınan ifadelerde bir başka görgü şahidi ise “Açık ve net bir şekilde bulut değildi.” diyerek cisme tanıklık etti. Bu tanığa göre, nesne bulutların arasından yüksek hızda geçerek, bulutun ortasında bir delik oluşturmuş ve gözden kaybolmuştur. Ufo gerçeği yazımızın bu bölümünde bu olayın bir çok kişi tarafından görüldüğü kayıt altına alınmıştır.

 

Güneş’in Yanında Görülen Uzay Gemisi (13 Mart 2020)

Güneş’in Yanında Görülen Uzay Gemisi (13 Mart 2020)
Güneş’in Yanında Görülen Uzay Gemisi (13 Mart 2020)

Scoot Waring tespit ettiği UFO hakkında; Güneşi izlemeyi karar verdiğini ve daha sonrasında ise gözüne çarpan anomalilikten bahsetti. Aylar önce gözlemlediği Siyah Üçgen şekline daha yakından bakmaya karar verdiğini belirten Waring, insanların bu iddiasını çürütecek sorularına da cevap verdi. Nesnenin hala orada olduğunu belirten Waring, insanların onun canlı bir yapı olmadığına inandığını, güneşe ait karanlık bir yapı olduğunu söylediklerini dile getirdi ve bu iddialara, UFO’nun, Güneş’in ardında döndüğünden bahsederek bu nesnenin mümkün olamayacak kadar canlı ve gerçek bir yapı olduğundan bahsetti. UFO’nun yalnızca hafifçe sağa ve sola hareket ettiğini vurgulayan Waring, böyle bir durumun ancak tanımlanamayan nesnenin Güneş’in çevresinde önceden belirlenmiş bir yörüngeyi izlemesiyle mümkün olabileceğini ifade etti. Bu nesneyi dokuz ay boyunca izlediğinden ve bu gizemli cismin her daim orada bulunduğundan bahseden Waring “Belki de her zaman oradaydı ve NASA yalnızca kimsenin bu gemiyi fark etmemesini ümit ediyordu“ ifadelerini kullandı. NASA’nın gerçekleri sakladığını iddia eden Waring, uzay bilimi konusunu gerçekleriyle birlikte topluma açıklamaları gerektiğini söyledi.

 

Ufo Gerçeği : Body Bushman’ın 51. Bölge İtirafı

Body Bushman ölümünden kısa süre önce kaydettiği videoyla birlikte ABD’nin sakladığı 51. Bölge’yi deşifre etti. ABD’nin devamlı inkar ettiği 51. Bölge’de çalıştığını ve orada uzaylıların anatomilerini inceleyen bir grup bilim insanının olduğu iddiasını ortaya attı.

Bushman, kaydettiği görüntüleri somut delil olarak yayınlayarak, 51. Bölge’de ele geçirilen iki farklı uzaylı türü bulunduğunu ifade etti. Ufo gerçeği, Bu türlerden ilkinin insan ırkına ve Dünya’daki diğer yaşam formlarına karşı barışçıl bir yaklaşım sergilediğini belirtirken, ele geçirilen diğer uzaylı türünün Dünya’daki tüm yönetimi ele geçirerek, gezegendeki doğal kaynakları kendi amaçları uğruna kullanmak istediklerini belirtmiştir.

Ufo gerçeği : 51 bölgede uzaylı otopsisi yapan yetkililer
Ufo gerçeği : 51 bölgede uzaylı otopsisi yapan yetkililer

Bushman, uzaylıların insanlardan daha büyük parmaklara sahip olduklarını, ayaklarının perdeli olduğunu ve Quintumnia isimli gezegenden dünyamıza geldiklerini itiraf etmiştir.

Görüntülerde bahsettiği en önemli bilgilerden biri ise bu bölgede hayatlarını devam ettiren uzaylıların 250 yaşından büyük olmaları ve 18 adetinin ABD yönetimine bağlı gizli istihbarat servisi ile birlikte çalışarak özel bilgi topladıklarını öne sürmesiydi.

Bushman, 51. Bölge’de çalışan bilim adamlarının farklı boyutlarda olduğu söylenen varlıklarla iletişim halinde olduğunu, bu varlıkların birçok ordunun ve milletlerin özel bilgilerini ele geçirip ABD’ye sunduğunu belirtti.

ABD yöneticilerinin bu varlıklardan haberdar olduğundan bahseden Bushman, dünya dışı olan bu varlıkların öncelikli planının kalabalık nüfuslu ülkeleri, şehirleri yok etmek olduğunu, daha sonrasında ise geriye kalan az nüfuslu bölgeleri kontrol altında tutarak Dünya’yı ele geçirmenin olduğunu söyledi.

Ufo Gerçeği yazımızın sonuna gelirken ; bütün bu olayların neticesinde uzaylıların asırlardır belki de insanlığın başlangıcından beri var olduklarını, bizlerin tanımlayamadığı uçan nesneleriyle defalarca Dünya’ya bilgi toplamak için geldiklerini söyleyebiliriz. Bizi yok etmek veya ele geçirmek için plan yapıyor ve planı uygulamaya koymak için hazırlandıklarını görüyoruz. Uzaylılar Dünya’ya ne zaman saldıracak? Bunu bilmemiz mümkün değil. Bildiğimiz tek şey uzaylıların hazır olduklarında Dünya’yı istila etmek için gelecekleri gerçeği. Uzay gemilerine binerek yaşadığımız yerleri, ailelerimizi ve bizleri acımasızca yok edecek olmaları ve maalesef o an geldiğinde hazır olmaktan başka çaremiz yok. Bu yüzden bilim ve teknoloji ışığında çalışmaya devam etmeli ve her daim teknolojiyi olduğundan çok daha ileri seviyeye çıkarmak için çabalamalıyız. Bütün insanlığın kaderi buna bağlı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı